İstatistiksel İletişim Topluluğu'nun Bilgi Paylaşım ve Üretim Ortamı

Posts tagged ‘istatistik’

Sağlık Bakanlığı sağlık istatistiklerini neden çarpıtıyor?

Bilindiği gibi durum saptama, sağlık yönetimi sürecinin önemli bir bileşenidir. Sağlıkla, ilgili durumun sayılarla açık ve anlaşılır bir biçimde ortaya konması, sağlık alanındaki önceliklere karar verilmesi sırasında karar vericilere yol göstermesi ve sağlık politikalarının etkisinin nesnel bir zeminde tartışılabilmesi bakımından önem taşır. [1]

Ülkemizde sağlık alanındaki durum saptamaya olanak sağlayacak resmi istatistikler uzun yıllardır sorunludur. 1990 yılında gerçekleştirilen Sağlık Sektörü Master Plan Çalışması, ülke çapında mevcut veri kaynaklarının ciddi eksik sayım ve raporlama hatalarına sahip olduğunu, demografik ve epidemiyolojik verilerin birbiriyle uyumlu olmadığını, eksik veya hiç bulunmadığını ortaya koymuştur. [2]

Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına karşın, bugün halen Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan istatistik yıllıklarının kimi sorunlar içerdiği gözlenmektedir. Geçen günlerde yayımlanan Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2013, bu soruları bir kez daha ortaya çıkarmıştır. AKP iktidarı döneminde gözlenen sağlık istatistikleriyle ilgili sorunlar ana başlıklarıyla şöyle sıralanabilir:

  • Aynı yıllara ilişkin sağlık istatistikleri Sağlık Bakanlığı tarafından istatistik yıllıklarında farklı sayılarla yayımlanmaktadır. Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2010’da 2008 yılı için binde 17.0 olarak verilen bebek ölüm hızı, bir sonraki yıl yayımlanan istatistik yıllığında binde 12.1 olarak verilmiştir.
  • İstatistik yıllıkları kuramsal yanlışlar içermektedir. Bir örnek olarak geçtiğimiz günlerde yayımlanan Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2013’te 24. Sayfada yer alan “Beş yaş altı ölüm hızı” verilebilir. Beş yaş altı ölüm hızının hesaplanmasında paydada beş yaş altı çocuk sayısı değil, aynı yıl içerisinde gerçekleşen canlı doğum sayısı yer almalıdır. [3]. Benzer biçimde bebek ve çocuk ölümlerinin hesaplanması da yanlışlıklar içermektedir. Sağlık Bakanlığı “Bebek, Perinatal, Neonatal, Postneonatal ve beş yaş altı çocuk ölüm hızları hesaplanırken 28 hafta ve üzeri veya 1.000 gr ve üzeri ölümler dikkate alındı” açıklamasıyla sağlık istatistiklerinin bilimsel olarak hesaplanmadığı itiraf etmektedir. Çünkü bebek ve çocuk ölümleri hesaplanırken 28 hafta ve 1.000 gr ve üzeri ölümler gibi kurallar söz konusu değildir. [4]. Eğer 1.000 gr ve üzeri ölümler dikkate alınacaksa hesaplanan hız bebek ölüm hızı olarak değil. “Doğum ağırlığına özgü ölüm hızı (The Birth Weight Specific Mortality Rate)” olarak verilmelidir.
  • İstatistik yıllıklarında yer alan bazı kaynaklar belirsizdir. Örneğin, Sağlık Bakanlığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2011’de bebek ölüm hızı için kullanılan verinin kaynağını 14. Sayfada “Bebek ve Beş Yaş Altı Ölüm Araştırması 2012” olarak açıklanmaktadır. 2011 yılı verisinin 2012 araştırması ile sunulması bir yana, bu adla yayımlanmış her hangi bir araştırma yoktur.
  • Ülkemizde toplanan veriler, çeşitli yöntemlerle yapılan kestirimler ve saha araştırmalarının sonuçları Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan sağlık istatistiklerinden farklılık göstermektedir. Bir örnek olarak, bebek ölüm hızı verilebilir. Sağlık Bakanlığı 2010 yılı için bebek ölüm hızını binde 7.8 olarak açıklarken aynı yıl için TÜİK binde 12,1 olarak açıklamaktadır. [5] TÜİK tarafından toplanan veriler Sağlık Bakanlığı tarafından toplanan veriler Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan değere göre ülkemizde bebek ölüm hızının en azından %57 daha yüksek olduğunu göstermektedir. Türkiye’de bebek ölüm hızı OECD tarafından 2010 (ya da en yakın yol) için binde 13.6 [6] Dünya Sağlık Örgütü tarafından ise 2010 yılı için binde 12 olarak açıklanmaktadır. [7]
  • Tüm bu sonuçlar Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye için 2010 yılında binde 7.8 olarak açıklanan bebek ölüm hızının gerçeği yansıtmaktan uzak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. 2013 yılı verilerine bakıldığında da benzer bir sonuç gözlenmektedir. Sağlık Bakanlığı 2013 yılı için bebek ölüm hızını binde 7.8 olarak açıklarken TÜİK binde 10.8 olarak açıklamaktadır. [8]
  • Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan istatistiklerdeki yanlışlıklar yalnızca bebek ölüm hızı ve diğer hızların hesaplanmasıyla sınırlı değildir. Hastalıkların olgu sayılarıyla ilgili de sorunlar yaşanmaktadır. Örneğin Sağlık Bakanlığı yurt çapındaki tifo olgu sayısını 2008 yılı için toplam 183 olgu olarak yayımlamıştır. Oysa aynı yıl içerisinde yalnızca Van Ercek salgınında tanı konulan tifo olgu sayısı 867’dir. [9]
  • Sağlık Bakanlığı bazı olumsuz verileri gözden kaçırmak / saklamak amacıyla istatistik yıllıklarında yöntem değişikliği yapmaktadır. Bu konuda çarpıcı örnek olarak ameliyat sayıları verilebilir. Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2010’da 2010 yılı için 8.6 milyon olarak verilen toplam ameliyat sayısı; aynı yıl için Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2011’de 3.8 milyon olarak verilmiştir.

Sağlık Bakanlığı bu farklılığı ameliyat sınıflandırmalarında Dünya Sağlık Örgütü’nün Uluslararası Sağlık Müdahalesi Sınıflamasının baz alınmasıyla açıklamaktadır. Bu sınıflamaya göre tanı amaçlı ve küçük cerrahi girişimler ameliyatlar içerisinde yer almaktadır. Bu sınıflamada yapılan tanıma uygun olarak ameliyat (A,B,C grubu) sayılarının hesaplandığı belirtilmektedir. Bir başka deyişle artık D(orta ameliyat ve girişimler) ve E (küçük ameliyat ve girişimler) grubu ameliyatlar istatistiklerde gösterilmemektedir.

Bu konunun ayrıntılı olarak incelenmesi ve böyle bir sınıflama değişikliğinin neden 2011 yılında tercih edildiği ile ameliyat istatistiklerinde gösterilmeyen D ve E grubu ameliyat verilerine nasıl erişileceğinin de açıklaması gerekir. Çünkü ameliyat sayılarının verilmesi ile ilgili sınıflama değişikliği, Sağlıkta Dönüşüm Programı nedeniyle artan cerrahi girişimlerin göz önüne çıkarılmasını saklar niteliktedir. Ülkemizde 2002 yılında toplam ameliyatlar içerisinde küçük ameliyatların oranı %28.4 iken bu oran 2010 yılında neredeyse iki kat artış göstererek %55.5’e yükselmiştir.

  • Dönemsel istatistiksel karşılaştırmalar 1990, 2000 ve 2010 gibi epidemiyolojik dönemler yerine siyasal dönemlerde yapılmakta ve başlangıç tarihi olarak 2002 yılı alınmaktadır. Bu yaklaşım bilimsel değildir ve sağlık istatistiklerinin siyasallaştırılmak istenmesinin bir göstergesidir.

Epidemiyoloji ve istatistik; sağlık politikalarını önceki yıllara ve diğer ülkelere göre karşılaştırarak değerlendirmek ve sağlıkta önceliklere karar verebilmek için hem karar vericilere, hem de bu alanda çalışanlara olanaklar sunması bakımından önemlidir. Sağlık Bakanlığı tarafında yayımlanan sağlık istatistiklerinin siyasallaştırılarak hükümet(ler) için bir propaganda aracı biçimine dönüştürülmesi, bu olanağı büyük ölçüde sınırlandırmaktadır.

1980’den sonra yürürlüğe konan ve 2002’den sonra ağırlığı iyice hissedilen neoliberal sağlık politikaları ülkemizde pek çok tahribata yol açmış bulunmaktadır. Hükümet(ler) bu tahribatları gizlemek için olsa gerek, nesnel sağlık istatistikleri üzerinden bilimsel bir tartışma yürütmek yerine, sağlık alanındaki görünüşünü “iyi” göstermek telaşı içerisine girmiş görünmektedir.

Sağlık politikalarının etkisini değerlendirebilmek için sağlık istatistiklerinin bilimsel ölçütlere göre yayınlanması gerekir. Bilim insanları için gerçekleri bilimin ışığında değerlendirebilmek amacıyla verilmesi gereken uğraş her zamankinden daha fazla önemini korumaktadır.

Kaynaklar

  • Pala, K. Sağlık İstatistikleri Siyasallaştırılıyor, Toplum ve Hekim 2013
  • DPT [1990] Sağlık Sektörü Master Planı Etüt Çalışması, DPT
  • UNICEF, DEFINITION OF INFICATORS, Under-five mortality rate
  • UNICEF, DEFINITION OF UNDICATORS, Infant mortality rate
  • TÜİK [2012] TÜİK Haber Bülteni, Ölüm İstatistikleri, 2010
  • OECD[2012] Health at a Glance Europe 2012, OECD Publishing
  • WHO[2012] Global Health Observatory Data Repository, WHO
  • TÜİK [2014] TÜİK haber bülteni, Ölüm İstatistikleri 2013
  • Aypak A et al. Multidrug resistant typhoid fever outbreak in Ercek Village – Van, Turkey

Prof. Dr. Kayıhan Pala (Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlılığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi) kpala@uludağ.edu.tr

Kaynak: Cumhuriyet Bilim – Teknik

doctor

Reklamlar

Canlı İnternet İstatistikleri

İnternetle ilgili istatistikleri canlı sunan siteler, yeterince hızlı hareket edebilmenin bile geri kalmak anlamına geldiğinin basit birer örneği gibi.

İnternet ve onunla ilgili güncel istatistiklere ulaşmak yakın zamana kadar kolay değildi. Çoğunlukla araştırma şirketlerinin ya da kar amacı gütmeyen kurumların raporlarına bel bağlanıyordu. Ancak artık bu konuda da “canlı” veriler sunan web siteleri oluşmaya başladı. Hatta bazı web siteleri, anlık güncelleme yapan bu istatistikleri sunan sayaçlarını lisanslıyorlar. Yani dileyen parasını ödemek koşuluyla bu bilgileri kendi web sitesinde kullanabilir.
Bu tür web sitelerinden olan internetlivestats.com sitesine göre bu yazının kaleme alındığı gün itibariyle internetle ilgili güncel bazı bilgiler şöyle.
• Toplam internet kullanıcı sayısı: 2 milyar 979 milyon 958 bin 700

• Toplam web sitesi sayısı: 1 milyar 71 milyon 893 bin

• Bugün gönderilen eposta adedi: 98 milyar 805 milyon

• Bugün yapılan Google arama adedi: 1 milyar 860 milyon

• Bugün yazılan blog yazıları: 1 milyon 705 bin

• Bugün gönderilen tweet sayısı: 315 milyon 925 bin

• Bugün Youtube’da izlenen video sayısı: 3 milyar 639 milyon 910 bin

• Bugün Instagram’a yüklenen foto sayısı: 55 milyon 155 bin

• Bugün Tumblr sitesine yükleme sayısı: 61 milyon 631 bin

• Aktif Facebook kullanıcı sayısı: 1 Milyar 307 milyon 348 bin

• Aktif Google+ kullanıcı sayısı: 646 milyon 940 bin

• Aktif Twitter kullanıcı sayısı: 299 milyon 660 bin

• Aktif Pinterest kullanıcı sayısı: 47 milyon 500 bin

• Bugün yapılan Skype arama sayısı: 63 milyon 444 bin

• Bugün hacklenen web sitesi sayısı: 21 bin 500

• Bugün satılan bilgisayar adedi: 360 bin 700

• Bugün sayılan akıllı cep telefonu adedi: 1 milyon 785 bin 622

• Bugün satılan tablet adedi: 330 bim 180

• Bugünkü internet trafiği: 969 milyon Gb

Aynı web sitesinde bir saniyede yapılan işlem adetleri de yer almakta. Örneğin 1 saniyede

• Gönderilen tweet adedi: 7 bin755

• Instagram’a yüklenen foto adedi: Bin 351

• Skype’ta yapılan konuşma adedi: Bin 548

• İnternet Trafiği: 23 bin 575 Gb

• Google’da yapılan arama adedi: 45 bin 713

• Youtube’de izlenen video adedi: 89 bin 224

• Gönderilen eposta adedi: 2 milyon 337 bin 373

Bu istatistikleri yukarıdaki gibi hareketsiz bir kağıt levha üzerinde değil de sürekli artan birer sayaç olarak bir ekranda izlemenin yarattığı etki daha farklı oluyor. Yeterince hızlı hareket edememenin geride kalmak anlamına geldiğini bu sayaçları izlerken kolayca anlayabiliyor insan.

Tanol Türkoğlu – Cumhuriyet Bilim ve Teknik

Adsız

Ölçümöteyi* Arayan Adam: Prof. Dr. Necati İşçil

AdsızGazi Üniversitesi İstatistik Bölümünün koridorlarında yıllardır birinin hayaleti dolanıyor. Dersliklerde, akademisyenlerin odalarında, koridorlarda hep aynı adam, onu gördüğümü söylüyorum, arkadaşlarım inanmıyorlar bana. Tam onlara gösterecekken kayboluyor. Hep bir şeyler anlatmak istiyor gibi. Yolda nereye gideceğini bilemeden avare düşünürken yolu gösteriyor. Derste tahtada hocaların kulaklarına bir şeyler fısıldıyor. Bir gün, kütüphanede bir kitap ararken, kütüphanenin alt katlarında kalmış, unutulmuş bir kitaplıkta bir kitap gülümsedi bana “Ticaret Aritmetiği ve Mali Cebir”. Açtım sayfalarını karıştırdım. Kitabın yeşil kapağı üzerinde Prof. Dr. Necati İşçil yazıyor. Kim bu Necati İşçil? İnternetten arayıp fotoğrafına ulaştığımda şaşkınlığımdan küçük dilimi yutacaktım. Bu oydu yıllardır gördüğüm o adam, fotoğrafta öylece karşımda duruyordu…

Sonradan Gazi Üniversitesi İstatistik Bölümünün kurucusu olduğunu öğrendiğim Prof. Dr. Necati İşçil’i yakın çalışma arkadaşlarından dinleme fırsatım oldu. Prof. Dr. Necati İşçil’in asistanlığını yapan Prof. Dr. Özkan Ünver, Prof. Dr. Alptekin Esin ve Doç. Dr. Mustafa Y. Ata’dan hocanın hayatı hakkında ayrıntılı bilgi sahibi oldum. İşte o konuşmalardan arta kalanları da sizlerle paylaşıyorum.

Akademisyenliğe ilk adım

Prof. Dr. Necati İşçil, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okuduktan sonra bir dönem İtalya’da bulunuyor. O dönemde kalite yönetimiyle adından oldukça söz ettiren bilim insanı William Edwards Deming ile bir süre çalışıyor. İkinci dünya savaşının patlak vermesi üzerine Türkiye’ye dönüyor. Devlet İstatistik Enstitüsünün kuruluşunda yer alıyor, bir dönem DİE Başkanlığı görevini yürütüyor. 1945 yerel seçimlerinde Burdur Belediye başkanlığı için aday oluyor. 1945 -1947 yılları arasında Burdur Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor. Ardından 1956 yılında Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi bünyesindeki “İstatistik ve Tatbiki Matematik Kürsüsü”de akademisyenlik hayatına başlıyor. “İstatistik ve Tatbiki Matematik Kürsüsü” 1978 yılında “İstatistik ve Temel Bilimler Fakültesi”ne dönüştürülüyor. Hoca bu süreçte akademisyenliğe devam ediyor. Ta ki Gazi Üniversitesi kurulana kadar…

Alptekin Esin o yılları şöyle anlatıyor: Necati Hoca, Türkiye İstatistik Enstitüsünün kuruluşunda yer almıştır. O dönemde örnekleme alanında en yetkin kişilerden biriydi, hatta tekti diyebilirim. Akademiye başlamadan önce DİE (Devlet İstatistik Enstitüsü)’de çalışmasının yanı sıra, bir dönem İtalya’da bulunmuş ve o süreçte kalite yönetimiyle adından oldukça söz ettiren bilim insanı William Edwards Deming ile birlikte çalışmıştır.

İlk defa 1962 yılında DİE’de bir sertifika eğitimi sırasında tanıştım Necati İşçil hocayla. Daha sonra 1968 yılında akademide A.İ.T.İ.A. (Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi) asistanlığa başlamamla birlikte daha yakından tanıma fırsatı buldum.Necati İşçil Hoca, A.İ.T.İ.A., İstatistik Enstitüsü’nün ilk kurucusudur. Benim tanıştığım dönemde de bölüm başkanlığı görevini yürütüyordu. O dönemde asistan arkadaşım Özkan Ünver’le birlikte, Necati İşçil hocayla aynı odada çalışırdık. Necati Hocam bizi devamlı çalışmaya yönlendirir, bilemediklerimizi, anlayamadıklarımızı büyük bir sabırla anlatmaya çalışırdı…

Akademide Temel İstatistik ve Örnekleme Dersleri

Prof. Dr. Necati İşçil akademisyenlik hayatına adım attıktan sonra canla başla öğrencilerine istatistiği öğretmek için uğraştı. Asistanlarına her gün iki, üç saat ayırarak onların iyi yetişmelerine yardımcı oluyordu.

Alptekin Esin: Akademide Örnekleme ve İstatistik derslerini anlatırdı. Ben bugüne dek o kadar güzel ders anlatan, o kadar güzel tahtayı kullanan, öğrencileri derse bağlayan bir hoca daha görmedim. Kendime hep onu örnek aldım. Sınavları tek tek kendisi okurdu. Asistanı olarak Özkan ile ben sadece sınav notlarını çizelgeye geçirirdik. Birde uygulama derslerine Özkan ile birlikte katılırdık. Otoriter bir insandı. Herkesi etkileyen bir saygınlığı vardı. Fakat öyle yapay bir saygınlık değil, gerçekten saygı duyardık ona.

Mustafa Y. Ata: ODTÜ’de Yalçın TUNCER, Zeki AVRALIOĞLU gibi değerli hocalardan lisans eğitimi aldım. Daha sonra askerden döndükten sonra A.İ.T.İ.A., tatbiki matematik kürsüsüne yüksek lisans için başvuruda bulundum. O dönemde çalışıyordum fakat dinlemekten zevk duyduğum istatistikten ayrı kalmamak için yüksek lisansa başvurmuştum. Bu vasıtayla Necati İŞÇİL hocayı ilk defa enstitüde gördüm. İlk dersine girdikten sonra istatistik yolculuğumda yeni bir pencere açılmıştı.

Necati Hoca’nın ilk dersi temel istatistik dersiydi fakat çok farklıydı herkesten. Ortalamayı bile üç saat anlatırdı. Önceden izlediğim derslerde beş dakikada es geçilen noktalar Necati Hocanın ışığıyla aydınlanıyordu. Derste tahtayı kullanımı, felsefesi, anlatımı muhteşemdi. Daha sonra asistanlığa başladıktan sonra Necati Hocadan diz dize eğitim aldım diyebilirim. Her gün öğleden sonra iki – üç saat beni çalıştırır, anlamadığım yerleri sabırla cevaplandırırdı. Sözcükler üzerine düşünmeyi ilk olarak o bana öğretti. Çok iyi Osmanlıca bilirdi. İngilizce ve eski Türkçe bilgisiyle istatistik kavramlarını inceler üzerine felsefe yapardı.

Özkan Ünver: O zamanlar pek çok öğrenci dersinden kalmasına rağmen sınav kâğıtlarına hiç itiraz olmazdı. Çünkü hoca kâğıtları büyük titizlikle iki, üç kez okur, tek tek incelerdi. Adalet onun için çok önemliydi, her zaman adil olmaya çalışırdı. Bizde asistanları olarak onun bu erdemli davranışlarını kendimize örnek aldık.

Tesadüfî Değişken Üzerine

Necati İşçil Hoca asistanlarının en iyi şekilde yetişmesi için oldukça çaba gösterir ve tüm soruları bildiği kadarıyla, sabırla cevaplandırmaya çalışırmış. Günlerden bir gün konu “tesadüfî değişken” kavramına gelmiş.

Mustafa Y. Ata: Bir gün “tesadüfî değişken” kavramı üzerine konuşurken “Hocam, ben hayatta tesadüflere inanmıyorum” demiştim. Hiçbir şey demeden uzun uzun dalmıştı. Hiçbir şey demedi ama ben muhtemelen benim gibi düşündüğünü, fakat bir bilim insanı olarak bu konu üzerine konuşmak istemediğini anladım. Sonradan bilim felsefesi üzerine okumalarım sırasında, bu konu üzerine daha fazla düşünmeye ve kanaat oluşturmaya, hocamın o derin susuşuna hak vermeye başladım.

“Oğlum biz anlayabildiğimiz kadarını aktardık.”

O dönemde çok iyi istatistik bilgisine sahip Prof. Dr. Necati İşçil meraklı istatistik bölümü asistanları ve öğrencilerinin sorularını yanıtlarken “Bilmiyorum” demekten çekinmezmiş. M. Yavuz Ata onu “Sadece anladıklarını anlatan” adam olarak tanımlıyor.

Mustafa Y. Ata: Bir gün bana bir soru yöneltti “Varyansın birimi var mıdır?”. Bu soru üzerine afallamıştım. Kem küm “evet” cevabını verdim. Daha sonra gülümseyerek varyansın birimi olmadığını ve nedenlerini sabırla anlatmıştır bana. Hemen hemen bilimsel her konuda tartışırdık. Birçoğunda doyurucu cevaplar alırdım ondan. Her zaman, gerçekten anladığı şeyleri anlatırdı. Anlayamadığı noktalarda bilmediğini söylerdi. Bir gün sorduğum bir soruya cevap verememesi üzerine “Oğlum biz anlayabildiğimiz kadarını aktardık.” demişti. O dönemde Türkiye koşullarında son derece iyi istatistik bilgisine sahip ve öğrencilerine bu bilgileri sonuna kadar aktarmaya çalışan çalışkan bir insandı.

Nevi Şahsına Münhasır Kişilik, İlkeli Bir Yönetici

Prof. Dr. Necati İşçil bölüm başkanlığı sırasında kuralcı ve adaletli yönetimiyle hatırlanıyor. Karakterinden ve davranışlarından kaynaklı bir saygınlıktan söz ediyor tanıyanlar. Herkesin ortak görüşü Necati Hoca “akil bir insandı” yönünde.

Alptekin Esin: Necati Hocayı kelimelerle tarif etmek çok zor, her yönüyle adam gibi adamdı. Disiplinli, ilkeli, çalışkan, verdiği sözü tutan bir insandı. Ben ve benim gibi pek çok insanın yaşamını etkilemiştir. Kişisel olarak beni ve çevresindekileri etkileyen en önemli özelliği; kesinlikle hak yemezdi. Liyakate çok önem verirdi. Bu özelliği, akademide üst düzey makamlarda yer almasa bile önemli konularda “danışılan insan” özelliğini katmıştır. Bir dönem ABD’den burs kazanmıştım. Kendisine bu durumu anlatıp ABD’ye gideceğimi söylediğimde, bana karşı çıkıp, benden daha önce asistan olan Özkan Ünver’in bursla ABD’ye gitmesi gerektiğini, eğer buna rağmen gideceksem önce akademiden istifa edip gitmemi söylemişti. Başka bir olay daha geldi aklıma. Doçentlik sınavı için Bursa’da bulunuyoruz. Benimle birlikte Erkan Öngel arkadaşımda Doçent olacak. Sınav yapılacak binaya gittiğimizde Erkan’ın doçentlik jurisi hazırdı fakat benim sınavımı yapacak juriden bir kişi geç kalmıştı. Normalde Erkan’ın sınavını hemen yapabileceklerken, O Erkan’ın jurisini bekleterek Erkan’dan daha kıdemli olduğum için önce benim sınavım bittikten sonra onun sınavını başlatmıştı. Bu konularda öylesine hassas bir insandı rahmetli. Kıdeme ve usule çok dikkat ederdi. Hiç hak yemezdi, bölümdeki, akademide ki herkese eşit davranırdı. Hiçbir zaman arkadan konuşmaz hataları bir bir insanların yüzüne söylerdi.

Mustafa Y. Ata: Aydın bir insandı, ilkeliydi, kuralcıydı. Herkes onun yönetiminde ne olacağını iyi bilirdi. Örneğin o dönemde her yıl bir asistan yurtdışına giderdi. Orada kıdemlilere öncelik tanırdı, kıdem sırasına göre her yıl bölümden bir kişiyi yurtdışına göndermiştir. Verdiği işlerin layıkıyla yapılmasını isterdi. Bende Necati Hoca’nın asistanlığını yaptığım dönemlerde hiçbir işi aksatmamaya çalışırdım. Bazen gece yarılarına kadar akademide kaldığım olurdu. Yine çok çalıştığım bir günün sabahında yanıma geldi. Sözüne uymayacağımı bildiği halde “Mustafa, yapılacak işlerden birini bozda rahat edesin” dedi.

Çok güvenilir bir insandı. Öyle ki akademiler arası kurul, doçentlik jurilerinin belirlenmesi işini ona verirdi. O dönemde bende jurilerin belirlenmesi için hocaya yardım etmiştim. Belirlediğimiz jurilere hiç itiraz gelmedi. Hep adaletli davranırdı. Yaptığımız bu çalışma sonrası, akademiler arası kurulun yemeğine hoca beni de çağırdı. Şaşırdım, çünkü o dönem kurulda Türkiye’nin en önemli bilim insanları yer alıyordu. Korkuyla hazırlanarak hocayla birlikte yemeğe gittim. Utana sıkıla masanın bir köşesine sığınmaya çalışırken. Necati Hoca kolumdan tutarak yanına oturttu ve ayağa kalkarak beni kurula tanıttı. Bu benim için akademik hayatımda yaşadığım onurların en büyüğüdür.

Özkan Ünver: Necati İşçil, anlatması zor, ilginç bir insandı. Fakat hayatı boyunca hiç vazgeçmediği üç temel esası vardır ki, onlar “adalet, objektif olmak, kararlılık” bu üç özelliğinden ölene dek vazgeçmedi. Dürüst, güvenilir bir insandı.

Her sabah saat sekiz’de akademiye gelir akşam beş’e kadar çalışırdı. O dönemde asistanlar az maaş alıyordu. O sebeple ek iş yapar, bölüme bazen uğrarlardı. Biz hocanın asistanları olarak her sabah dokuz’da bölümde olurduk. Dokuz’u bir dakika dahi geçse hoca çok kızardı. O konularda çok titizdi. Tatlı sert bir mizacı vardı. Herkes ona duyduğu saygıdan dolayı çekinirdi. Fakat bunun yanı sıra insani yönleri çok gelişmişti.

Mesai Saatleri

Prof. Dr. Necati İşçil bölüm başkanlığı sırasında mesai saatlerine verdiği önemle hatırlanıyor.

Mustafa Y. Ata: Asistanlığını yaptığım süreçte kesinlikle çantasını taşıtmaz, paltosunu tutturmazdı. Çok mütevazı bir insandır. Necati İşçil her zaman benim için örnek bir insan olmuştur. O gittikten sonra profesör olmak için şevkimi arttıracak başka biri çıkmadı. O dönemde mesai saatlerine çok önem verirdi. Ben gece yarısına kadar çalıştığım için geç gelirdim. Bana bir şey demezdi ama bölümde diğer arkadaşlarımı mesai saatlerine uymaları konusunda uyarırdı. Yine geç geldiğim günlerin birinde asansörle yukarı çıkarken Necati Hocanın sesi binada yankılanıyordu. Asansörün kapısı açıldığında tüm bölüm asistanları tek sıra halinde dizilmiş vaziyette mesai saatlerine uymadıkları için fırça yiyorlardı. Hoca benimde içlerinde olduğumu düşünmüş olacak ki beni asansörden inerken görünce lafını bitirip odasına girdi. Herkes o dönemde çok katı olarak bilirdi hocayı, fakat o kadar katı bir insan değildi. Sadece verilen işlerin hakkıyla yapılmasını isterdi.

Bilimsel Kitapları

Prof. Dr. Necati İşçil’in akademik hayatı boyunca yayınladığı üç kitap vardır. “Örnekleme Yöntemleri”, “Temel İstatistik”, “Ticaret Aritmetiği ve Mali Cebir”

Mustafa Y. Ata: Necati İşçil hocanın halen kitaplığımda en önde duran “Temel İstatistik” kitabı vardır. Kavramları muhteşem anlatır, şiirsel bir dili vardır. Fakat vefat ettikten sonra öğrencileri o kitabı okutmadı ve kitap atıl vaziyette kaldı. Bu durum beni çokça üzmüştür. Ayrıca birde Örnekleme kitabı yazmıştı. Bu eserler gerçek telif esere örnek teşkil eden çok değerli kitaplardır gerçekten.

Üstünden yıllar geçmesine rağmen halen eskimediğini düşünüyorum. Örneğin “Ticaret Aritmetiği ve Mali Cebir” kitabında “Aritmetik ve Geometrik dizi” anlatımını hiç unutmam. Tekrar tekrar açıp okumuşumdur.

YÖK kurulur, Prof. Dr. Necati İşçil emekli olur

1981 yılında YÖK’ün kurulmasıyla Prof. Dr. Necati İşçil yaş haddine gelmeden emekli olmuştur.

Alptekin Esin: Akademi dağılıp, YÖK kurulduktan sonra yeni düzene pek alışamadı ve üniversiteden ayrıldı. Bizde o dönemde Gazi Üniversitesi Fen Fakültesine geçtik bölüm olarak. Yeni bir bölüm başkanı atandı. Bir kısım arkadaşım Gazi İİBF Ekonometri bölümünde kaldılar.

Günlük Hayatta Necati İşçil

Mustafa Y. Ata: Okul dışında evinde de zaman zaman ağırlamıştır. Dışarıda arkadaş gibidir. Sofrada ölçüyü kaçırmadan bir, iki duble rakı içerdi. Özenle yaktığı piposunu da hiç unutmam…

Özkan Ünver: Asistanı olduğum yılları mutlulukla anımsıyorum. Çok güzel zamanlar geçirdik. Sosyal yönü çok gelişmiş birisiydi. Onunla her konuda konuşabilirdiniz. Bizlerle uzun uzun konuşur, tecrübelerini aktarırdı. O zamanlar gençtik onu pek fazla anlayamıyorduk ama sonradan o konuşmalar daha da anlamlandı. Hiç kompleksi yoktu. Çalışmak ve ilerlemek tek düşündüğü şeydi. Her zaman “Benden sonra gelenler beni geçmeli” derdi. Aile hayatı da tıpkı iş hayatı gibi düzenliydi. Hanımı ve çocuklarını mutlu etmek, başarılı kılmak için çok emek harcamıştır. Hanımefendi çok kıymetli birisiydi, çocukları da çok değerlidir. Necati İşçil bir semboldür. En zor zamanlarda onun görüşleri ilaç gibi gelir, her soruna bir çözüm önerisi mutlaka getirirdi. Çok iyi hukuk bilgisine sahipti. O sebeple verdiği kararlarda genelde adaletli olurdu.

Anılar

Alptekin Esin: Akademik çalışmaların yanı sıra bize hayatı da öğretti. Bir olay anlatayım size, her zaman hocanın daktilo işlerini ben yapardım. Her hafta makaleyi yazıp hocaya kontrol ettirirdim. Bir gün, bir şekilde yazdığım kâğıt kaybolmuş. Hoca kâğıdı bulamayınca sordu “Bu haftaki yazılar nerede?”. Bende yazıp verdiğimi söyledim. Fakat kâğıtlar bir şekilde kaybolmuştu. “O zaman kopyasını getir” dediğinde şaşırarak kopyası yok demiştim. Hocada bana bu tip makaleleri yazarken araya karbon kâğıdı koyarak bir kopyasını daha almam gerektiğini anlatmıştı. Bunun gibi bize hayatı da öğrettiği çokça örnek vardır. Otoriterdi fakat kesinlikle asistanı olarak bizlere çantasını taşıtmaz, paltosunu bile tutturmazdı. Çok mütevazı bir insandı.

Özkan Ünver: Hayatımın en güzel on, on iki gününü onunla birlikte İngiltere’de geçirdim. Akademik bir toplantı için İngiltere’de bulunmuştuk. İngiltere’ye gittiğimde hep orta gelirli Kıbrıslı Türk bir ailenin evinde kalırdım. Hocayla da aynı evde kaldık. Hiç unutmam hoca oda kirasından daha fazlasını ödemiş, fiyata dâhil olmasına rağmen biz fazlaca tüketiriz diye yanında viski, rakı ve neskafe’de götürmüştü. Bonkör bir insandı. Ev sahipleri de bu jestimize karşılık bize Londra’yı gezdirmişlerdi.

Son Dönemleri

Mustafa Y. Ata: Üzüntüyle anımsadığım son zamanlarında, beyin kanaması geçirerek uzun süre komada kalmıştı. Necati Hoca’nın kızı da o dönemde evlilik arifesindeydi. Hoca, umutların tükendiği bir anda komadan çıktı. Normal hayata döndü. Hatta bir gün onu, o dönemde konteynerda eğitim verdiğimiz istatistik bölümüne getirmiştim. Daha sonra hoca kızını evlendirdi ve vefat etti. Bu olayda geriye dönüp bakınca çok ilginç gelir bana…

Gökyüzüne Mesajlar…

Alptekin Esin: Necati İşçil hocam hayatımda çok önemli bir yere sahip çok saygı değer bir hocamdı. Her zaman saygı ve sevgiyle yâd ederim kendisini. Okul dışında dert dinleyen, bir arkadaş gibiydi. İstatistik bölümünün bugünlere gelmesi, istatistik biliminin Türkiye’de ilerlemesinde önemli pay sahibidir. Onu tanımaktan, onun asistanı olmaktan ömür boyu mutluluk duyacağım…

Özkan Ünver: O dönemde Akademi’de ders veren hocaların birçoğu Türkiye’de üniversite sisteminin gelişmesinde çok büyük katkılar sağlamışlardı. Necati İşçil Hoca’da çok değerli, saygın bir bilim insanıydı. Kendisini her zaman saygı ve sevgiyle anıyorum…

Mustafa Y. Ata: Her yönüyle örnek, deneyimli, adaletli bir bilim insanıydı. Keşke daha genç yaşta asistanı olabilseydim, keşke onu daha erken tanıyabilseydim…

*ölçümöte: parametre

Derleyen: Alican Özer